![]() |
“Smintheion” kutsal alanı, eski çağlarda Troas’ın önemli
kült merkezlerinden biridir. Hamaksitos ve Khryse (?) Eskiçağ kentleri
yakınında yer alan Apollon Smintheus tapınağı, Hellenistik Çağ batı Anadolu
mimarlık sanatında kendine özgü mimari tasarım ve ona bağlı özgün plastik
yapıtları ile, arkeoloji dünyasında bugün de önemini korumaktadır. Tanrı
Apollon’un değişik bir çok yerde sminthos-fare kültü ile ilişkili olarak karşımıza çıktığını ve onur gördüğünü söyleyebiliriz.
Ancak yazılı kaynaklardaki bazı yanlış bilgilendirmeler, kültle ilgili tapınma
yerleri ve benzeri yapıların saptanması yönünden kimi sorunları gündeme
getirir. Bazı eski yazılı kaynaklar ve zamanımızda yapılmış kazı ve diğer
araştırmalar, kültün değişik yörelerde var olacağını ortaya koyar. Bugün için
en doğru biçimde saptanan kutsal alan, hiç kuşkusuz Troas bölgesinde yer
alan Gülpınar Beldesi sınırları
içindeki “Apollon Smintheus” tapınağı veya “Smintheion kutsal alanıdır”.
Tanrı Apollon Yunan Pantheonunda her zaman onurlandırılmış
ve değişik özellikleriyle saygı görmüştür. Azra Erhat’ın vurguladığı gibi, adı
Yunanca olmadığı halde, Zeus ile Titan kızı Leto’nun oğlu olan Apollon, Yunanlı
bir tanrı olarak tanınmıştır. Apollon’un Delos adasında doğmuş olabileceği
varsayımı ortaya atılmış ve şovenist bir yaklaşımla Yunan vatanının öz tanrısı
gibi gösterilmek istenmiştir. Bilim adamları söz konusu yanılgının düzeltilmesi
için Homeros’tan başlayarak mevcut kaynakları
okumuşlar, ancak kendi
düşüncelerine göre varsayımlar üretmişlerdir. Kimi araştırmacılar ise, Apollon
sözcüğünün etimolojisini irdelerken, onun kesin bir Yunanca sözcük olmadığına
değinmişler, ancak “defetmek , geriye
atmak ve tahrip etmek” anlamlarına gelen eski bir yüklem biçimi ile ilişkili
olabileceği düşüncesini gündemde tutmak istemişlerdir. Nitekim kökeni için
kesin bir bilginin olmadığını, ancak Anadolu’dan gelmiş bir Hitit tanrısı veya
Likya kaynaklı bir tanrı varsayımında birleşmişlerdir. Ancak bazı araştırıcılar
yine de Apollon’un Hyperborcan’larla ilişkisi yönünden, onun kuzeyli bir tanrı
olduğunu ve Yunanlıların göçleri sırasında kuzeyden, Tuna Nehri dolaylarından
Delos’a gelmiş olabileceğini ileri sürmüşlerdir.
Anadolu kökenli tanrıya, birçok epitheton atfedilerek
tapınılmış, adına büyük kutsal alanlar yapılmıştır. Apollon özellikle Batı
Anadolu kıyılarında, Troas, İonia, Karia ve Likya bölgelerinde önemli bilicilik
merkezleriyle karşımıza çıkmıştır. Apollon’un Anadolu’dan Yunanistan’a göç
ettiği uzun bir süre bir dilek, tahmin olarak karşımıza çıkar. Bu tartışmayı
başlatan Wilamowitz-Möllendorf’un ileri sürdüğü görüşlere daha sonra
değinilecektir.
Tanrının Troas bölgesinde onurlandırılmasını, öncelikle
Homeros’un İlyada destanındaki “Leto ile Zeus’un oğlu, güzel saçlı Leto’nun doğurduğu”
anlatımından ve Akhilleus’un büyük öfkesine neden olan olaylardan
öğrenmekteyiz. Birçok yetenekleri ve işlevleri ile tanınan tanrı özellikle;
müzik, bilicilik, tıp, okçuluk, sanat-şiir, sağlık-tıp ve tarım epithetonları
yanında bazı zaman küçük hayvanlar ile sıfatlandırılarak da karşımıza çıkar.
Apollon’un dünyasını dolduran çeşitli hayvan türleri, onun bir yandan kültünü
diğer yandan işlevlerini hatırı sayılır bir şekilde etkilemişlerdir. Barışçıl
ilişkilere engel olmaksızın, düşman durumuna gelmiş kertenkeleler, kaplumbağalar,
kurbağalar, köstebekler ve fareler, Akdeniz’in doğusundan batısına kadar
tanrının karmaşık kişiliğini oluşturan gizli öğelerdir. Fare ve çekirgelerle ilgili kültleri, en az
diğer epithetonları kadar tanınmış, işlenmiş ve bunlarla ilgili çeşitli
yaklaşım ve yorumlar ortaya atılmıştır. Tanrının fare - sminthos (sminqoz)
epithetonu ile tanınması, saygınlık kazanması ve kültler oluşturulması, ilk kez
Troas bölgesinde karşımıza çıkar. Bu konu üzerine bilgilerimizi antik
yazarlardan; Polemon, Kallinos ve
Aelianus’un anlattıklarından
öğreniyoruz.
Smintheus kültünün Troas bölgesindeki etkinliği ve orada
ilk kez ortaya çıkışı, hiç kuşkusuz bir kuruluş söylencesi ve İlyada
destanındaki kimi olayların sağlıklı bir biçimde yorumlanmasında yatar.
“Ey Khryse’yi, kutsal Killa’yı koruyan, gümüş yaylı,
Tenedos’un güçlü kralı, Smintheus, dinle beni, bir gün sana yaraşır bir tapınak yaptıysam, ”
Ancak destandaki bazı anlatımlar
bilim adamlarını değişik yorumlara zorlamaktadır. Kuşkusuz Akhilleus’un
öfkesine neden olan olaylar , bunların başında gelir. Diğer taraftan bazı bilim
adamlarının ortaya attıkları öneriler; Smintheus kültünün özellikle Troas
bölgesinde doğmuş, gelişmiş bir düşünce olmasına olanak vermektedir. Ayrıca
Ulrich von Wilamowitz-Möllendorf Apollon ile ilgili çalışmasında, onun Troia
savaşları sırasında Troia’lılarla Lykia’lıların koruyucusu ve Akha’ların
düşmanı olduğuna değinir. Buna karşın, değişik birtakım önerileri de göz önüne
almamız gerekir. Usener, Sminthos kültünün Troas bölgesi dışında, farelerin
felaketlerine karşı geliştiğine değinerek, Aiolia kıyılarının çoğu yerinde ve
Batı Anadolu dışında bazı yörelerde de Apollon’un saygınlığı ve tapımının var
olduğunu söyler. Bu konuda sağlıklı
sonuçlara ulaşabilmemiz için, Apollon Smintheus kültünün kuruluş söylencesi
üzerine bugüne kadar korunagelen eski yazılı kaynakları toplu olarak
irdelememiz gerekir. Smintheus epithetonu ile
Homeros’tan beri geç zamanlara dek büyük bir ad olarak karşımıza çıkan
bu kültün doğuşunda tarla farelerinin
yaptıkları zararlar ve getirdikleri felaketlerin büyük payı vardır. Diğer taraftan, tanrı Apollon’un Smintheus
kültü ile iki amaçlı bir tanrı
olduğunun gösterilmek istendiğini de söylememiz mümkündür. Bu konu yazılı
kaynakların ışığı altında ileride ele
alınarak açıklanacaktır. Smintheus kültünün doğmasına neden olan bu küçük
hayvanlar (fareler), tarlaları, çiftlikleri ve zahire depolarını devamlı bir
biçimde tehdit etmişler ve ürünlere zarar vermişlerdir. Zamanımızda da bu tür
olaylara kırsal kesimde rastlanır. Bu konuda eski çağlardan yazılı kaynaklar da
bize bilgi sağlamaktadır. Polemon , Apollon’un iki sıfatından birinin fare
kültü ile ilgili olduğunu söyler. Polemon, Smintheus sözcüğünün Apollon’un bir
epithetonu olduğundan ve Troas’ta bir Apollon Smintheus tapınağının varlığından söz eder. Tapınakla birlikte
Sminthos adlı bir yerin olduğunu da söyler. Ayrıca tapınağın hikayesini
anlatırken, Mysia’da Khryse kentinde bir kutsal alanın Apollon’a ait olabileceğini
ve oradaki rahibin Krinis adında biri olduğunu anlatır. Rahip Krinis’in
bilinmeyen bir nedenle tanrı Apollon’u kızdırdığını anlatır. Daha sonra
tanrının rahibi cezalandırmak için, fareler aracılığı ile onun tarlalarına ve
ürünlerine zarar verdirdiğini, rahibin pişmanlığı üzerine, bu kez okları ile
fareleri öldürerek cezadan vazgeçtiğini belirtir.
Polemon’un bize aktardığı söylence, eski çağlarda da bu
gibi olayların var olduğunu ortaya koyar. Diğer taraftan, çiftçilere verilen
zararları önlemek için ortaya çıkan Smintheus kültünün Apollon için taşıdığı
kutsallık, Welcker tarafından değişik bir biçimde yorumlanır. “Geleceği
söylediği, özellikle hava tahminlerine yardımcı olduğu için fareyi Apollon için
kutsal görür. Ayrıca Apollon’un kuvvetliye karşı, güçsüzün yanında olduğuna da
değinir”. Homeros’un İlyada destanındaki bazı dizeler, Welcker’in bu yaklaşımı
için güzel kanıtlardır. Apollon güçlü kralları, halklarına karşı yaptıkları haksızlıklardan ötürü
cezalandırmasını bilmiş, hakkın yerine ulaşmasına aracı olmuştur. Bu
özellikler, Apollon’un Smintheus epithetonu altında yatan ikinci sıfatını,
fare-veba tanrısı olarak tanımamıza olanak sağlar. Polemon ile Homeros’un bize
aktardıklarını beraber yorumlarsak, tanrının fareleri istediği amaç için
kullandığı görülür. Kimi zaman rahip Krinis’i cezalandırmış, kimi zaman ise
veba salgınını Akha ordu yerleşkesine
okları ile salarak, onları kırmış geçirmiştir.
Polemon’un
anlattıklarına dönersek; Krinis’in tanrıya bir tapınak yaptırdığını ve tanrıya
Smintheus adını verdiğini görürüz. Kültün kuruluşuna ilişkin, Polemon dışında
iki eski yazarın da bizlere önemli bilgiler bıraktığını, korunagelen yazılı
belgelerden bilmekteyiz. Strabon’un Kallinos’tan aktardıkları, Polemon’dan önce
ilk önemli kaynak olarak tanımlanır ve bilinir. Strabon’a dönersek;
“Bu
Khryse’da ayrıca Apollon Smintheus
tapınağı ve isminin etimolojisinin içerdiği sembol de bulunur, bundan tanrının
heykelinin ayakları altındaki fareyi
kastediyorum. Bunlar Paros’lu Skopas’ın yapıtlarıdır ve keza fare hakkındaki
mitos veya öykü de bu yerle ilgilidir: Teukroslular Girit’ten oraya
geldiklerinde, (Elegiea ozanı Kallinos bu insanlar hakkında ilk yazan kişidir,
ve diğerleri onu izlemiştir).
Bildirilen kehanete göre, topraktan
doğanlar onlara saldırdığında onlar o yörede kalmak zorundadırlar ve o der ki
(Kallinos), bu saldırı Hamaksitos civarında olmuştur; gece bir çok tarla faresi
topraktan kümeler halinde kaynayarak çıkıp onların silahları ve aletlerindeki
derileri yemişlerdir; ve Teuker’liler orda kalmışlardır; ve İda (Kaz) dağına,
Girit’teki dağın adı olarak, onlar bu adı vermişlerdir. Pontus’lu Herakleides
tapınağın etrafındaki topraktan çıkan fareler kutsaldı der ve bundan ötürü
tanrının betiminde ayağının altında fare görülür ”.
Strabon’un Kallinos’tan kültün kuruluş söylencesi ile
ilgili aktardıklarına çok yakın bazı bilgileri Aelianus da bize vermektedir:
“Troas
bölgesindeki Hamaksitos kentinde yaşayanlar bir fareye taparlardı ve bundan
ötürü de, taptıkları Apollon’a Sminthian adını verdiler. Çünkü Aiolia’lılar ve
Troas bölgesinde yaşayanlar fareye hala sminthus derler...Ayrıca şu hikayeyi de
eklerler:Koloni kurmak isteyen bazı Girit’liler Pythia Apollon’una nerede
elverişli bir kent kurabileceklerini sorarlar. Kehanetten şu cevap gelir:
Topraktan-doğanlarla ( ki bunlar farelerdir) nerede savaşırsanız burada
yerleşip bir kent kurun. Böylece Hamaksitos denen yöreye gelirler, dinlenmek
için kamp kurarlar; fakat birçok fare onların kalkanlarının derilerini kemirir
ve yaylarını yerler. Böylece bu farelerin topraktan-doğma olduklarını
düşünürler. Ayrıca kendilerini koruyacak silahları kalmadığından bu bölgede
yerleşirler ve burada Apollon Smintheus tapınağını yaparlar”.
Polemon’a ait diğer bir kaynak, Kallinos’un daha önce
anlattıkları ile çok benzerlik gösterir:
“Troas’ta
yaşayanlar farelere saygı gösterirler ve orada fareye sminthos derlerdi. Buna
sebep ise, farelerin düşmanların silâhlarındaki deri bölümleri kemirmeleri
gösterilir. Bundan dolayı da Apollon’u Smintheus olarak adlandırmışlardır ”.
Olasılıkla Troas
bölgesinde ortaya çıkan Smintheus
kültünün kuruluş söylencesini kısa olarak gördükten sonra, söz konusu kültün
diğer yöre ve toplumlardaki işlevlerine göz atmada yararlar vardır. Smintheus
kültü, Anadolu dışında da değişik biçimlerle karşımıza çıkmıştır. Bu ilişkileri destekleyecek bazı örnekler, bu kültün Yunan dünyası
dışında da eski zamanlarda karşımıza çıktığını gösterir.
Farelerin saldırısı ile ilgili diğer benzer bir söylence
ise, Assur Kralı Sanherib’in (İ.Ö.704-681) Mısır’a yaptığı seferde olan olaylarla
açıklanabilir. Ancak bu olayla bir kültün varlığını kanıtlama olasılığı yoktur.
Doğu Akdeniz’de, Filistin’de farelerin
Pagan tanrıları ile ilişkili olarak görüldüğünü P.Berger belirtmiş ve Sainte
Marie’de bulunan bir taş üzerindeki iki fare betimlemesinin varlığına
dikkatleri çekmek istemiştir. P.Berger, bu betimlemenin Tanit’e adak amacıyla olup olmadığını sorgular
ve Apollon Smintheus tapınağının kült
heykelinin altındaki beyaz farelerin aynı sunu düşüncesiyle yapılmış
olabileceğine işaret eder. Bazı Hitit çivi yazılı metinlerde, fare yavrusu ile
kişi özdeşleştirmelerine rastlanmaktadır. Ayrıca Babillilerin de fareler
aracılığı ile ilgili bir tanrıya sahip oldukları söylenmektedir. Roma çağında
da farenin tıp alanında karşımıza çıktığı bilinir. Gün ışığına çıkarılan bazı
cerrahi aletler üzerinde fare betimlemeleri yapılmıştır. Bizans ve onu takiben Selçuklu ve sonrası
dönemlerde Anadolu’da farenin yol
açtığı veba salgınları olmuştur. Bu olaylar özellikle Hititlerde olduğu gibi
daha çok birtakım metafiziksel içerikli olaylar olarak tanımlanmak istenmiş, ve
tanrının bir gazabı olarak da yorumlanmıştır.. Bazı olaylar ritüelik olmasa
da doğa üstü olarak görülmek
istenmiştir.